Die Gaste
İKİ AYLIK TÜRKÇE GAZETE
ISSN 2194-2668
DİL VE EĞİTİMİ DESTEKLEMEK İÇİN İNİSİYATİF
(Initiative zur Förderung von Sprache und Bildung e.V.)


  • SONRAKİ YAZI
  • ÖNCEKİ YAZI
    21. Sayı / Mart-Nisan 2012



    Die Gaste 21. Sayı / Mart-Nisan 2012

     
     

    Die Gaste

    İKİ AYLIK TÜRKÇE GAZETE

    ISSN 2194-2668

    DİL VE EĞİTİMİ DESTEKLEMEK İÇİN
    İNİSİYATİF

    Yayın Sorumlusu (ViSdP):
    Engin Kunter


    diegaste@yahoo.com


    Söylem/Eylem Ayrımcılığı
    ve Uyum Sorunsalı


    Nihat ERCAN





        Ocak 2012’nin son günlerinde Almanya Başbakanı Uyum Doruğu’nu tekrar topladı. 120 kişilik kurulda Alman ve diğer uyruklu ilgili kişiler, uzmanlar bulunuyordu!
        Ulusal Uyum Eylem Planı tartışıldı ve onaylandı. Planda bilinmedik yeni hiçbir şey yok. Bilinenlerin yinelenmesi, öncelik sıralaması değişikliği görünür gündemdeydi. Görünmeyen yanındaysa, 10 yabancı kökenli işadamının derin devlet aymazlığı/görmezliğinde Yeni Nazi Yeraltı örgütünce öldürülmesi ve “Almanya Kendini Yok Ediyor“ utancının gündemden düşürülmesi girişimi bulunuyordu. Tüm bunlara karşın Almanca dil edinimi, örgün öğretim, meslek eğitimi ve işlendirmenin öne çıkarılması yine de çok önemliydi. Bugüne değin bunlar biliniyordu ancak son olarak daha bir vurgulanması olumluydu.
        Soruna doğru tanı konulması çözümün olmazsa olmaz ilk koşuludur. Bu dorukta bu tanı doğru konmuştur. Ancak çözümlemede var olan ciddi sorunların nasıl aşılacağı belirsizliğini korumaktadır.
        1. Çözümü zorlaştıran bir yapısal sorun, federal düzeyde alınan kararların, yerel olarak eyaletlerde nasıl uygulanabileceğidir. Eğitim, öğretim, işlendirme ağırlıklı olarak eyaletlerin yetki ve sorumluluğundadır. Almanya’nın federal yönetim yapısı asıl bu işe entegre edilmelidir, ki bu merkezi genel planlar, kararlar sonuç getirici uygulama alanları bulabilsin. Bu sağlanamazsa bu plan ve kararlar da bir “iyi dilekler” belgesi olarak kalmak durumundadır.
        2. Asıl önemli olan ise, dil ediniminin, okul öğretiminin, meslek eğitiminin ve işlendirmenin nasıl gerçekleştirilebileceğinin kararını doğru vermek, kaynaklarını ve yöntemlerini belirleyerek uygulamaktır.
        3. Dil edinimi en kolay, en iyi, en doğ-ru olarak çocuk yuvalarında sağlanabilir. İkidilli çocukların hem anadillerini ve hem de “Almanca Birinci Dil“lerini 3 yaşından itibaren yuvalarda ve hazırlık sınıflarında daha okula başlamadan önce edinebilirler. Almanca birinci dil olarak, öğretilmek, öğrenilmek ve edinilmek zorunluluğu öne çıkar bu arada.
        Bugüne değin, Almanya´da doğan yabancı kökenli, ikidilli çocuklara, Almanca ya yabancı dil, ya ikinci dil olarak öğretilme yolu izlendi. Her iki yolda bu çocukları daha baştan “ötekileştirerek“ bu toplumun eşit bir bölümü olarak görmedi ve dil edinimlerini, öğretimlerini, meslek eğitimlerini ikinci derece kararlar, yöntemlerle gerçekleştirme denemelerinde bulunuldu. Bunda da başarısızlık daha baştan içselleştirildi. Yaşanan gerçekler, bunca masrafa, emeğe, zamana karşın sürekli uyum/uyumsuzluk tartışmaları, kursları, uyum dorukları bunun belgeselleridir. Diğer kökenden insanların ve onların çocuklarının bu toplumun eşit bireyleri kabul edilmeleri hem zihinsel/düşünsel ve hem de toplumsal/hukuksal alanlarda gerçekleşme sürecinin olumlu işlemesine ve sonuçlanmasına bağlıdır. Onların kendilerini bu toplumdan bireyler olarak görmeleri ve görülmeleri bu süreci kolaylaştıracak iklimdir.
        Almanca dil ediniminde yetkinlik ancak herkese köken ayrımı gözetmeden eşit “Birinci Dil Almanca“ öğretimiyle sağlanabilir. Bunun kararını almak, kaynağını ayırmak, yollarını ve yöntemlerini doğru seçmek gerekir.
        Somut olarak neler yapılmalıdır?
        1. Üç yaşından itibaren tüm çocuklar için yuvalarda yer açılmalıdır.
        2. Çocuk yuvaları ve tüm zorunlu öğrenim parasız olmalıdır.
        3. Hazırlık sınıfları çocuk yuvalarıyla uyarlanarak örgün eğitimin ilk bölümü olacak biçimde düzenlenmelidir.
        4. Tam gün okulları yaygınlaştırılarak, dil edinimi tüm derslerde desteklenmelidir.
        5. Anadili dersleri hem dil edinimi bütünselliği bağlamında ele alınarak ve hem de toplumsal/kültürel bir zenginlik olarak görülerek yaygın ve tüm okul ve sınıflarda kesintisiz okutulmalıdır.
        6. Meslek eğitiminde diplomalı/diplomasız ayrımı bir biçimde aşılarak her gence eşit olanak sağlanmalıdır.
        7. İşlendirmede, köken ayrımı yapılmadan, eşit davranılarak kökeni farklı insanların da emekleri ve onurlarıyla yaşayabilecekleri ortam koşulları hazırlanmalıdır. Yalnız özel sektörde değil, kamusal alanda da işlendirme de hakça olunmalıdır.
        Söylemde ve eylemde ayrımcılık varsa, ne çeşit, çeşit uyum kurullarıyla ve ne de sayısı belirsiz uyum doruklarıyla uyum/entegrasyon sağlanamaz.