Die Gaste
İKİ AYLIK TÜRKÇE GAZETE
ISSN 2194-2668
DİL VE EĞİTİMİ DESTEKLEMEK İÇİN İNİSİYATİF
(Initiative zur Förderung von Sprache und Bildung e.V.)


  • SONRAKİ YAZI
  • ÖNCEKİ YAZI
    23. Sayı / Eylül-Ekim 2012
    “Alman Eğitim Sistemi, Entegrasyon Politikaları ve Göçmenler” Sempozyumu / 6 Ekim 2012



    Die Gaste 23. Sayı / Eylül-Ekim 2012

     
     

    Die Gaste

    İKİ AYLIK TÜRKÇE GAZETE

    ISSN 2194-2668

    DİL VE EĞİTİMİ DESTEKLEMEK İÇİN
    İNİSİYATİF

    Yayın Sorumlusu (ViSdP):
    Engin Kunter


    diegaste@yahoo.com

    Alman İş Piyasasında
    Yüksek Nitelikli Göçmenler
    Sorun analizi ve sorun çözümü için bir pilot projenin tanıtımı

    [Hochqualifizierte Migranten auf dem deutschen Arbeitsmarkt]


    Dr. Anna Katherina JACOB
    (Duisburg-Essen Üniversitesi, Yüksekokul ve Kalite Geliştirme Merkezi (ZfH))



        Sorunlu durum biliniyor ve bu durum çelişkili görünümlere sahip: Bir yandan Alman ekonomisi ve politika temsilcileri, demografik gelişmeler nedeniyle azalan nüfus oranının daha da şiddetlendireceği ve ekonomik alanda uluslararası rekabet açısından bir dezavantaj teşkil edecek olan yüksek nitelikli işgücü yetersizliğinden yakınmaktalar1; öte yandan Almanya’da yaşayan ve akademik mezuniyetlerini yurtdışında edinmiş olan yüksek nitelikli göçmenler, mezuniyetleri tanınmadığı ya da kısmen tanındığı için, çoğu kez sahip oldukları vasıflara rağmen kendilerine buna uygun iş olanağı sunulmadığını belirtiyorlar. Bu arada Alman Hükümeti nitelikli işgücü yetersizliğini aşmak için yeni bir yasayı yürürlüğe soktu. Bu yasayla yabancı meslek ve yüksekokul diplomalarının kabul edilerek, böylece söz konusu insanların Alman iş piyasasına entegrasyonunun iyileştirilmesi öngörülüyor. Devam eden sorun ise iş arabulucularının ve işverenlerin yabancı diplomaları tüm yönleriyle kabul etmemeleridir: Yurtdışında edinilen diplomalar Almanya’da edinilen mezuniyetlerle çoğu zaman eşit düzeyde görülmemekte.

    Göç Kökenli ve Yüksek Nitelikli
    Kişilerin Alman İş Piyasasındaki
    Durumlarına İlişkin Veriler


        Betimlenen bu duruma ilişkin araştırmalar, bu fenomenin kapsam ve önemine yönelik somut bilgiler sunuyor: Mikrozensus 2007’ye göre Almanya’ya göçmen olarak gelen yaklaşık 2,8 milyon insan, mesleki vasfını yurtdışında edindi. Bu göçmenlerin 800.000’i bir yüksekokulda ya da yüksekokul düzeyinde bir kurumda (örneğin bir meslek yüksekokulunda) edinilmiş bir diplomaya sahipler. Oldenburg Üniversitesi’nde yapılan bir model proje kapsamında belirtildiği gibi, 2007 yılında, Almanya’da, akademik mezuniyete sahip, ancak bu mezuniyetleri kabul görmeyen yaklaşık 500. 000 göçmen yaşıyor (bkz. Federal Hükümet Göç, Mülteciler ve Entegrasyon Müsteşarı, 2007, 77). Bu kişiler, herhangi bir şekilde çalışıyor olmaları durumunda, mezuniyetlerine uygun işlerde istihdam edilmemekte ve düşük nitelikli işlerde çalışmaktadırlar. İşsizlik Parası II’den yararlanan göç kökenlilerin %28,8’i, Almanya’da kabul edilmeyen yabancı bir meslek diplomasına sahip (Brussig et al. 2009, 7). Bunun dışında, Duisburg Essen Üniversitesi İş ve Vasıflandırma Enstitüsü’nün bir araştırmasına göre, İşsizlik Parası II’den yararlanan ve diplomaları kabul edilen insanların bir iş bulma olasılığı, bu yardımdan yararlanan, ama diploması kabul edilmeyenlerden %50 daha yüksek (Brussig et al., 2009, 8).
        İş piyasasında diğer rakipler için geçerli olan bir olgu göçmenler için de geçerlidir: Varolan nitelikler işsizlik riskini azaltıyor. Alman iş piyasası, uluslararası karşılaştırmada, yurtdışından gelen yüksek nitelikli işgücü için de elbette genel olarak iyi fırsatlar sunuyor. Federal Eğitim Bakanlığı adına yapılan ve kısa bir süre önce yayınlanan bir araştırma bu bağlamda iyi bir örnektir: Göç kökenli insanların iş piyasası koşullarına bakıldığında, dikey kesite göre, göç sürecinin uzunluğuna bağlı olarak, kendi yurtlarında olduğundan daha yüksek bir istihdam derecesi sergilemekteler – göç etmeden bir yıl önce bu grubun istihdam durumu ortalama %70’ken, göçten kısa bir süre sonra bu oran, ilk olarak %40’a düşüyor, ardından kesintisiz bir artışla yükselerek, beş yıl sonra %77 oranına ulaşıyor (bkz. Jungwirth et al. 2012, 9).
        Ancak özünde olumlu bir yön taşıyan bu ifadede, bazı noktaları sınırlandıracak açıklamalarda bulunmak gerekiyor: İlk nokta, böyle bir istihdam oranının, yüksek nitelikli ve göç kökenli olmayan grubun yaklaşık yüzde 90’ını kapsayan istihdam oranından hala çok daha düşük olduğudur. İkincisi, yüksek öğrenim hakkını Almanya’da edinmiş olan yabancılarla (Bildungs-inländer) karşılaştırıldığında, burada, tam zamanlı istihdamın çok daha düşük olduğu görülüyor (ilk grubun yarısından fazlası, diğer grupta yaklaşık her beş kişiden dördü; bkz. Jungwirth et al. 2012, 10). Üçüncüsü, yüksek öğrenim hakkını yurtdışında edinmiş olan yabancıların (Bildungsausländer) iş statüsü, bu hakkı Almanya’da edinmiş olanlardan çok daha kötüdür: Bu son grubun yaklaşık dörtte üçü niteliklerine uygun pozisyonlarda çalışırken, ilk grubun yalnızca yarısından biraz fazlası böyle bir pozisyona sahiptir (Jungwirth et al. 2012, 11). Son olarak, cinsiyete özgü farklılıkların burada tüm ağırlığıyla ortaya çıktığına işaret edilmelidir, çünkü söz konusu bulguların, erkeklerden farklı olarak, kadınlar açısından çok daha elverişsiz olduğu açıklık kazanmaktadır. Bu durum aslında Alman iş piyasasıyla ilgili diğer gözlemlerle, nitekim kadınların uluslarası karşılaştırmada, ortalamanın altında bir düzeyde üst görevlere getirildiği olgusuyla aynı eğilimi gösteriyor. Ancak göç kökenli ve yüksek nitelikli işgücü açısından ortaya çıkan bu tablonun daha da kötüleşmesinin nedeni, bu işgücünün, istihdam olanakları bağlamında cinsiyetten kaynaklanan dezavantajların yaygın olmadığı ülkelerden geliyor olmalarıdır. Post-sosyalist Doğu Avrupa ülkelerinden gelen yüksek nitelikli göçmen kadınlar bu bağlamda örnek gösterilmiş olsun (bkz. Jungwirth’in farklı gözlemleri et al. 2012): Bir yandan bu kadınların istihdam oranı, Alman karşılaştırma grubunun oranından oldukça yüksektir; diğer yandan, Almanya’da tipik kadın mesleği olarak görülmeyen meslek alanlarına eğilimleri çok yüksektir, özellikle fen bilimleri ve teknik bölümlerinden seçimde bulunmaktalar (MINT-bölümleri olarak adlandırılan bölümler). Almanya’nın iş piyasasında tam da bu bölümlerden mezun olan kişilere yoğun bir talep olup da, yüksek öğrenim hakkını yurtdışında edinmiş olan yabancıların ve bu bağlamda özellikle de kadınların, varolan uygun yeterlik potansiyellerine karşın hala gerektiği gibi dikkate alınmıyor olması ironik bir izlenim sunuyor.

    ProSALAMANDER Pilot Projesi


        ProSALAMANDER projesi bu noktada devreye giriyor, “Duisburg-Essen ve Regensburg Üniversiteleri’nde, Akademik Ek Vasıflandırma Yoluyla Yabancı İşçilerin Güçlendirilmesi Programı” (Programm zur Stärkung ausländischer Arbeitnehmer durch akademische Nachqualifizierung an den Universitäten Duisburg-Essen und Regensburg): Ocak 2012’den bu yana, bu dört yıl süreli proje Mercator Vakfı tarafından destekleniyor ve Duisburg-Essen ve Regensburg üniversitelerinin işbirliği kapsamında yürütülüyor. Burada, uygun görülen ek vasıflandırma girişimleriyle, yabancı diplomaların Almanya’da da nasıl tanınabileceğine çözüm aranması değil, aynı zamanda yabancı akademisyenlerin Almanya’da mezun olmaları da söz konusudur.
        Bu ilk olarak, yurtdışında edinilmiş akademik nitelik düzeyinin bireysel durumlarda incelenmesi anlamına gelir. Öyleyse hangi yüksek öğrenim içeriklerinin aynı ya da benzer olduğunun ve hangi alanlarda, yüksek öğrenim eksikleri bağlamında bir iyileşme sağlanması gerektiğinin saptanması gündemdedir. Bu yönden, uzmanlaşılmış meslek alanlarında potansiyel istihdam oranının arttırılması için, özellikle doğa bilimleri ve teknik bölümleri mezunları ve de mühendisler açısından yüksek öğrenimleri sonrasında ortaya çıkabilen olası teknolojik ilerlemer dikkate alınmalıdır. Bunun dışında, çoğu durumda, olası dilsel ve yöntemsel eksiklerin saptanması ve aşılmasıyla, akademik meslek öğreniminin ve bu mesleklerde çalışabilme yeteneğinin güvence altına alınması söz konusudur. Projenin izlediği ve uzmanlık alanıyla ilgili ek vasıflandırmayı içeren üç-sütun-yaklaşımı, bu nedenle, kültürel farklılıkları da dikkate alan özel geliştirilmiş dil kurslarını –özellikle alan dilinin gerektirdiği söz varlığını– ve yöntem eğitimini de kapsamaktadır.
        ProSALAMANDER federal ölçekte öncü bir rol üstlenmiştir. Bir yandan yabancı akademisyenlerin nasıl kabul edileceği ya da ek vasıflandırmanın nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin tasarılar ve öte yandan öğrenim gruplarına uygun destekleği sunabilen öğretim materyalleri geliştirmektedir.
        Önemli olan ise büyük ölçüde pratiğe dönük olunmasıdır: Pilot proje kapsamında, program bitiminde –genelde üç dönem– bir Alman mezuniyeti elde etmeleri amaçlanan iki öğrenci grubu ek olarak vasıflandırılıyor. Bu program farklı profilleri göstermek ve incelemek amacıyla belirli üniversitelere odaklanıyor: Duisburg-Essen Üniversitesi’nde ekonomi-enformatik ve mühendislik öğrencileri, Regensburg’da ise iktisat, medya ve iletişim bilimleri, medya-enformatik ve dil ve kültür bilimleri öğrencileri kabul ediliyor. Pilot proje katılımcılarına –her üniversitede ve öğrenci grubunda 16’ya yakın öğrenci– burslarla destek veriliyor, çünkü hedef kitlede, (düşük vasıflı) farklı iş koşullarında çalışan ve kendi geçimlerini, belli durumlarda da ailelerinin geçimini sağlayamayan birçok kişi bulunuyor. Bu yolla projede bir diğer amaç, siyasi gündemin belirlenmesi amacı izlenmektedir, çünkü söz konusu grup için uygulanabilir, –devlet bursları ya da yetenekli bursları gibi mevcut destek programlarına benzer– ölçütlere dayalı destek koşullarının geliştirilmesi gerekmektedir.
        Mercator Vakfı’nın dış finansman desteğiyle katılımcı üniversitelerde amaca uygun olanaklar yaratılmıştır: Dilsel-kültürel yeterlik eğitimi ikinci ve yabancı dil Almanca branşlarında gerçekleştiriliyor; projeye katılan fakültelerde öğrencilerle ilgileniliyor ve bu öğrencilere bilimsel danışmanlık hizmeti veriliyor; kapsamlı bir bilgilendirme birimi, her proje katılımcısının gereksinimlerine uygun öğrenim ve ek vasıflandırma tasarısını hazırlama görevini üstleniyor. Geliştirilen mezuniyet kabul yollarının kalıcılığı, bunların belgelenmesi ve yayınlanması aracılığıyla, Duisburg-Essen Üniversitesi Farklılık Yönetimi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ute Klammer ve Yüksekokul ve Kalite Geliştirme Merkezi’nden (ZfH) oluşan merkezi bir yönetim ve koordinasyon işleri tarafından garanti altına alınıyor. (Ek bilgiler için bkz. www.prosalamander.de).
     
     
     
        Kaynakça:
        Die Beauftragte der Bundesregierung für Migration, Flüchtlinge und Integration (2007): 7. Bericht der Beauftragten der Bundesregierung für Migration, Flüchtlinge und Integration über die Lage der Ausländerinnen und Ausländer in Deutschland. Berlin.
        Brussig et al. (2009): Verschenkte Potenziale. IAQ-Report 2009-08. Essen: Institut für Arbeit und Qualifikation.
        Institut der deutschen Wirtschaft (2010): Machbarkeitsstudie zum Informationsportal zu ausländischen Abschlüssen. Studie im Auftrag des Bundesministeriums für Wirtschaft und Technologie (BMWi). Köln: Institut der deutschen Wirtschaft.
        Ingrid Jungwirth et al. (2012): Arbeitsmarktintegration hochqualifizierter Migrantinnen. Berufsverläufe in Naturwissenschaft und Technik. Bonn: Bundesministerium für Bildung und Forschung.

        Çeviri: Die Gaste