Die Gaste
İKİ AYLIK TÜRKÇE GAZETE
ISSN 2194-2668
DİL VE EĞİTİMİ DESTEKLEMEK İÇİN İNİSİYATİF
(Initiative zur Förderung von Sprache und Bildung e.V.)


  • SONRAKİ YAZI
  • ÖNCEKİ YAZI
    24. Sayı / Kasım-Aralık 2012



    Die Gaste 24. Sayı / Kasım-Aralık 2012

     
     

    Die Gaste

    İKİ AYLIK TÜRKÇE GAZETE

    ISSN 2194-2668

    DİL VE EĞİTİMİ DESTEKLEMEK İÇİN
    İNİSİYATİF

    Yayın Sorumlusu (ViSdP):
    Engin Kunter


    diegaste@yahoo.com

    Kiralık İşçilere (Zeitarbeiter)
    İlişkin Toplu Sözleşme


    Hüseyin AYDIN
    (IG Metall Genel Merkezi- Göç ve Uyum Bölümü)



        Bugün, 1 Kasım günü Almanya’da kiralık işçi olarak çalışanlar için işkolu zammı yürürlüğe giriyor. Bu bilhassa metal ve elektro sanayisinde çalışan çok sayıda kiralık işçi için önemli bir gündür. Onlar ödenecek zam ile oldukça daha iyi gelire sahip olacaklar. Bu başarı bizim bu yılın Mayıs ayındaki elde ettiğimiz toplu sözleşme sonuçlarımıza dayanmaktadır. Orada kiralık işçiler için işkolu zammı ve işçi temsilciliklerinde daha fazla söz hakkı verilmesini kararlaştırdık. Daha fazla söz hakkı ve eşit ücret ödeme yönünde daha büyük adımlar gibi toplu sözleşme çifte stratejimiz başarılı oldu. Önceden güvencesiz çalışanların bir kısmı için mesleki konumlarının iyileştirilmesine yönelik önemli katkıda bulunabildik.
        Alt ücret grupları için 1 Kasım’dan itibaren geçerli olan zam, toplam olarak aylık brüt yaklaşık 175 Euro daha fazla gelir sağlamaktadır, üst gruplar için ise 414 Euro’ya kadar daha fazla olacak. Aralık ayında zam yüzde 20’ye yükselecek. O zamlarla aylık en fazla 1381 Euro ile kiralık işçi ücreti dokuz aylık devreye giriş süresinden sonra sözleşmeli sürekli çalışanların kıyaslanabilir ücretinin yaklaşık yüzde 80-90’ı seviyesine ulaşacak.
        Ancak zam ödemesi sadece eğer kiralık işçi altı hafta veya daha fazla bir süreden beri gönderildiği işletmede çalışıyorsa, söz konusu olacaktır. IG Metall’in değerlendirmesine göre metal ve elektro sanayisinde neredeyse bütün kiralık işçiler bu zammı alacaklar.
        1 Kasım’da yaklaşık 200.000 kişinin en az yüzde 15 gibi bir fark alacağını ya da iyi anlaşmalarla zaten aldığını tahmin ediyoruz. İşkolu zamları bir işletmede sürekli çalışanlarla aynı işi yapan kiralık işçilerin nihayet adil ücret almalarını da teminat altına almaktadır.
        Ancak bizim toplu sözleşme anlaşmalarımız işveren kuruluşlarının bizden talep ettikleri gibi kiralık iş ile barış sağlamamız anlamına gelmiyor. Biz her zaman vurguladık ve vurgulamaya devam ediyoruz: Siyasetin kiralık işçi çalıştırmanın kötüye kullanılma olasılıklarını sona erdirmesi için çaba göstermesini, iş piyasasını yeniden ve sosyal olarak düzenlemesini talep ediyoruz. Bunun için baskı yapmaya devam ediyoruz, kampanyamız dahilinde de.
        Toplu sözleşmelerimizle kiralık işçi olarak çalışanların durumunu, tabi ki sürekli çalışanların durumunu da iyileştirdik. Kötüye kullanma olasılıklarını sınırladık. Buna rağmen burada hala tam bir eşit ücret ve eşit muamele geçerli değildir.
        Güvencesiz çalışmaları Federal Parlamento seçim kampanyalarında dile getireceğiz ve partilerden bu konuda cevap ve şeffaflık talep edeceğiz. IG Metall aşırı düşük ücret sektörüne karşı mücadele ediyor. Kiralık işçiler için işkolu zammı ile önemli bir başarıya imza attık. İstisna sözleşmeleri artık ajandamızda yine tam tepede yer alıyor. Bunu bugünden itibaren kampanyamızın ağırlık noktası yapıyoruz “İş: güvenli ve adil”. Düşük ücretler, kiralık işçi olarak çalışma ve güvencesiz çalışmanın diğer şekilleri bilhassa büyük bir kısmı Türkiye’den gelen göçmen işçilerin de sorunudur.
        Tarafımızca 2011 yılında işletmelerde yapılan bir ankete göre Alman metal ve elektro sanayisinde çalışan göçmen kökenlilerin yapısal olarak dezavantajlı olduklarını tespit etmek zorunda kaldık. Yüksek bir kalifiyelik profili gerektiren ve kesin bir gelir vaat eden iş alanlarında göçmen kökenli meslektaşlarımız yetersiz sayıda temsil edilmektedirler. Oysa süreli iş mukavelesi ile çalışanlar ve kiralık işçiler arasında Alman meslektaşlarıyla kıyaslandığında sayıları çok daha fazladır.
        Gerçekten kökene bağlı ayrımcılığın Alman iş piyasasında büyük bir rol oynadığını, yani örneğin her ikisi de eşit vasıflara sahip olmalarına rağmen Türk isimli bir adayın işe alınma şansının Alman bir adaydan daha düşük olduğunu tespit etmek durumundayız. IG Metall bu konuyu yoğun bir şekilde ele aldı ve işçi temsilcilikleri için bilhassa bir davranış planı hazırladı. Siyasi, pedagojik ve hukuki ilkelerin yanı sıra bilhassa pozitif uygulama örnekleri söz konusudur. Almanya’daki kültürlerarası açılıma katılan metal ve elektro sanayi işletmeleri bu davranış planında tanıtılmaktadırlar. İşyeri sendika temsilcileri ve işçi temsilcilikleri mevcut yapıları değiştirmeyi nasıl başardıklarını ve göçmenlerin işletmelerde katılımlarına nasıl olumlu bir katkı sağladıklarını tanımlamaktalar. IG Metall olarak bu eylem yardımıyla işletmelerde katılım ve şans eşitliğini yönlendirmeye bir katkı sağlamak ve kökene bağlı ayrımcılığın önemle dikkate alınması suretiyle kültürlerarası eşit tutma ve personel politikasının neden gerekli olduğunu, bu politikanın hangi imkânları sunduğunu ve bunun işletmelerde nasıl gerçekleştirilebileceğini belirtmek istiyoruz. Bizler göçmen kökenli erkek ve kadınların demokratik ve sosyal yaşama katılımlarını teşvik etmek istiyoruz.
        Nüfusumuzun yüzde 20’den fazlası bir göçmen kökene sahiptir. Bu oran yoğun nüfuslu sanayi merkezlerinde daha da yüksektir. Göçmenler toplumda ve iş dünyasında doğal olarak bulunmalarına rağmen genellikle dışlanmaktadırlar: Yetersiz Almanca bilgisi sebebiyle, eksik kalifiyelik ve mesleki tecrübenin azlığı sebebiyle iş hayatında daha kötü imkânlara sahiptirler. Bununla birlikte göçmen bayanların önceden olduğu gibi hala memleketlerinde edindikleri mesleklerinin kabul edilmesi için mücadele ettiklerini görüyoruz.
        Gerçi 1 Nisan 2012 tarihinde “yurtdışında edinilen meslek diplomalarının tespiti ve kabulü” ile ilgili yasa yürürlüğe girdi, ancak delil olarak sunulması gereken belgeler ile ilgili talepler hala çok yüksek. Burada acilen düzeltilmeye gidilmeli ve yurtdışında edinilen meslek diplomalarının kabulü kolaylaştırılmalıdır. Kiralık işçi olarak faaliyeti ne kadar vasıfsızsa ve ödemesi ne kadar kötüyse, göçmen kökenli çalışanların oranı o kadar yüksek oluyor.
        Eğer buna karşı etkin bir çaba göstermezsek sorun gelecekte daha da büyümeye devam edecektir. Bilhassa genç göçmen kökenli insanlar iş piyasasına entegre edilmekte zorluk yaşamaktadırlar. Genç göçmen erkeklerin yaklaşık beşte biri eğitimin gelecek için önemli bir kaynak olmasına rağmen Almanya’daki eğitim şansı haksız bir dağılım gösterdiğinden okulu mezun olmadan terk ediyorlar. Bir ailenin maddi imkânı ve anne ve babanın eğitimi önceden olduğu gibi hala çocukların ve gençlerin eğitim şansını belirliyor. Hiçbir okul ve meslek diploması elde edemeyen göçmen kökenli gençlerin oranının yüksek olması da kabul edilir gibi değil. Burada siyaset ve işverenlerden göçmen kökenli çocukların ve gençlerin eşit şans elde edebilmeleri için tedbir almaları talep edilmektedir.
        Göçmen kökenli insanlar iki kat daha fazla işsiz kalıyorlar ve iki kat daha fazla kötü işe sahip oluyorlar. Buna karşı etkin çaba göstermeliyiz. Almanya’da yanlış bir göçmen politikası kendini açık bir şekilde gösteriyor, zira günümüzün okul sistemi, çıraklık eğitimi ve iş piyasası durumuna bakıldığında burada hangi potansiyellerin israf edildiği açıkça görülmektedir. Bu durumların sebebinin kültürel veya dini farklılıklarda değil, aksine siyaset tarafından düzeltilmeyen kötü koşul- larda aranması gerekiyor. Yükselme şansının sosyal statüye veya kökene bağımlı kılan bir eğitim sistemiyle hem insanların onurları rencide ediliyor ve yaşam perspektiflerini serbestçe yapılandırmaları engelleniyor hem de ülkenin ekonomik gelişimi tehlikeye sokuluyor. Bununla birlikte iş piyasasında da bazı şeylerin değişmesi gerekiyor. Burada sorumluluk girişim politikası ve günümüzün iş piyasası politikasının yapılanmasında yatmaktadır.
        Bilhassa genç nesiller için geleceği güvenli meslek eğitim yerleri ve güvenceli işyerleri sağlanmalıdır. Onlar kiralık işçi olarak çalışmaya ve güvencesiz işlere sürüklenmemelidirler. Bizim ülkede uzmanlaşmaya, herkes için iyi meslek içi eğitim şansı, aynı zamanda da uzman eleman azlığı konusunda adil fikir alışverişine ihtiyacımız var. Bu durumu değiştirmek için işletmede, toplu sözleşme görüşmelerinde ve toplum politikasında tartışmalara eleştirel olarak katılma- lıyız. Bu haksızlığı ortadan kaldırmak için çaba göstermeliyiz. Buna IG Metall, göçmen kurumları ve işletmelerdeki aktif kişiler her gün katkıda bulunmaktadırlar.